Kategori: Makaleler

çocuk çizimleri

Çocuk Çizimleri

“Gece büyük, buruşuk bir zürafa vardı odada. Zürafa bağırıyordu çünkü onun buruşuğunu almıştım elinden. Sonra sustu. Ve sonra ben buruşmuş zürafanın üzerine bindim.”
Babası: “Ne? Buruşuk bir zürafa mı? Nasıldı zürafa?
Hans: “Evet.” (Hemen bir kağıt alıp, çiziktiriyor be bana) “İşte böyle buruşuktu” diyor.
Baba: “Buruşuk zürafanın üzerine mi bindin? Nasıl yani?
Hans yere oturup, gösteriyor.
Baba: “Peki neden bizim odamıza geldin?”
Hans: “Bende bilmiyorum.”
Baba: “Korktun mu?”
Hans: “Hayır kesinlikle.”
Baba: “Rüyanda mı gördün zürafayı?”
Hans: “Hayır düşündüm- hepsini düşündüm, önceden uyanmıştım.”
Baba: “Ne demek buruşuk zürafa? Zürafayı bir kağıt gibi buruşturamayız biliyorsun.”
Hans: “Biliyorum ama öyle düşündüm. Buruşuk zürafa yerde yatıyordu, ben onu aldım, ellerimle aldım.”

Freud’un Çocukta Fobinin Analizi kitabında yer verdiği bu hastalık ve tedavi hikayesinde çocuğun çizimlerini ve o çizimlere verilen cevapları not alan baba Richard çocuk analizinde çizimlerin çalışılması konusunda bir ilk ve dönüm noktası olmuştur.

8-9 yaşına kadar olan çocuklara bir kalem verirsiniz ve oran, orantı, renk düşünmeksizin çizmeye başlar. Bu bilinçli düşünce ve mantık sansürüne takılmayan çizimler, bilinçaltından esintiler içerir. İşte bu çizimler çocuğun duygusal dünyasının aynasıdır. Gerçeklikle bağlantılı olan korkuları, ilişki türlerini, beden algısını, arzu ve fantazileri temsil eder. Terapötik ortamda bu çizimler “metin öncesi” olarak yorumlanır ve çocuğun iç dünyasına giden kapı için bir anahtar, bir başlangıç oluşturur.

Boşanmış ebeveynlere sahip olan Azra’nın semptomu ellerini ve ayaklarını yırtarcasına kaşımasıydı. Dermatolog ve çocuk doktorlarının araştırmaları sonucunda hiçbir alerji veya organ sorunu bulunmamış, psikiyatriden merkezimize yönlendirilmişti. Benimle olan ilk görüşmesinde Azra bir resim çizer. Bbu resimde anne, baba ve çocuk, arka taraflarında da iki dağ arasında kendini tam gösteremeyen bir güneş vardır. Baba kağıdın en solunda, anne ona en uzak yer olan resmin en sağında ve çocuk da hemen annenin yanında yer alır. Babanın elleri ve belden aşağısı bir ayı kadar vahşi resmedilmiştir. Daha dikkatli incelendiğinde baba ve çocukta bazı benzerlikler dikkat çeker. Çocuğun eteğinin rengi ile babanın ayaklarını oluşturan postun rengi aynıdır. Ve çocuğun ayakkabılarından uzun tırnaklar görünmektedir. Çocuk annenin yanında yer alsa da uzun saçları bir rüzgar esiyormuşcasına babaya doğru savrulmaktadır.
(bahsedilen resmi; cocukergenterapisi instagram hesabından görüntüleyebilirsiniz)

Terapötik sorular daha sorulmadan bile bu resme bakılarak, bu çocuğun yaşadığı tüm duygu ve çatışmaları yorumlamak değil ama görmek mümkün. Bu resimde; çocuğun dağların arkasına sakladığı güneş, canavarlaşan baba, etek ve ayaklar ile baba özdeşimi, saçlarındaki eğimle babaya duyulan özlem, mutsuzluk gibi birçok malzeme ortaya konmakta ve terapi sırasında işlenecek malzeme sunmaktadır.

O halde çocuğun kendini anlatma veya rahatlatma tekniği olan bu çizimler öylesine ve anlamdan uzak değildir. Bir tür duygusal tiyatro gibi, zihnin ilerleyebileceği yapıcı gelişim sürecinde his ve anlam oluşturacak (Meltzer, 1984) gerçek yaşam öyküsünü anlatan bir tiyatro oyunu gibi canlı hale gelirler.

Kaynak:
Freud, S. (2013) Çocukta Fobinin Analizi, Say Yayınları
Meltzer, D. (1984) Dream Life, Perth: Clunie Press

Uzm. Psikolog Duygu Karakulak Takvim

Nurse showing a teddy bear to child

Sizin sorularınızla öncesi ve sonrasıyla SÜNNET

Sünnet için doğru yaş kaçtır?
Psikologlar, Psikiyatristler ve Tıp Doktorları 2 ile 4 yaş arası sünnetin çocuğun psikolojisi üzerindeki olumsuz etkileri konusunda hem fikir. Anne karnında gelişimini ve haftasını tamamlamış, sağlıklı doğumu gerçekleşmiş bir bebek için doğumdan 3 gün sonraki en yakın zaman iyileşme hızı ve psikolojik farkındalık açısından en uygun zaman olarak gösteriliyor.
Uzmanlar, bir yaşına kadar yapılamamış sünnet ameliyatlı içinse 5 yaşına kadar beklemenin daha doğru ve risksiz olduğu görüşünde. İki ve dört yaşları çocuğun cinsel organının hareketlerini, uyarıldığını, büyüdüğünü kısacası cinsel kimliğini keşfettiği bir dönem olduğu için bu aralıkta yapılacak bir operasyon psikolojik etkiler yaratabiliyor. Bu dönemde kesinlikle yapılmasını önermeyen uzmanlar her çocuğun gelişimi farklılıklar gösterebileceğinden yola çıkarak sünnet ameliyatının bu dönemden uzak ve güvenli görünen yaşlarda yapılmasını öneriyorlar.
Altı-Sekiz yaş arası dönem güvenli yıllar olarak gösteriliyor.
Ergenliğe girilmeden bu ameliyatın yapılmış olması gerekiyor.

Sünnet için doğru zamanı sadece yaş ile mi anlayabiliriz?
Uzmanlar tarafından uygun görünen yaş aralıklarının yanında her çocuğun gelişim sürecinin farklılık gösterebileceği unutulmamalıdır. Ayrıca sünnet, çocuğunuz kritik yaş dönemlerinde olmasa da, baba ile yoğun çatışmanın var olduğu dönemler ile çakışmamalıdır.

Sünnet öncesi yapılacak hazırlık neleri kapsamalıdır?
Anne-babaları çocuğunun elindeki bir çizik bile endişelendirirken sünnet ameliyatı fikri bile kaygı yaratabilmektedir. Çocuğa bu durum açıklanmadan anne-baba gerekli araştırma ve karar süresini geçirmelidir. Anne-baba çocuğa anlatmadan önce sünnetin zamanı, yeri ve şekline dair ayrıntılı bilgiye ulaşmış ve seçimini yapmış olmalı. Anne ve baba ne kadar güçlü ve soğukkanlı kalabilirse bu çocuğa da yansıyacaktır. Güven duygusu ve rahatlatıcı telkinleri anne-babasından alacak çocuk için anne ve babanın rahatlığı son derece önemlidir.
Bebeklik döneminden sonra kaç yaşta olursa olsun çocuğa yapılacak işleme dair bir hazırlık yapılması gerekir. Yapılacak açıklama çocuğun yaşı ile bağlantılı olmalı ve olabildiğinde doğru bilgi içermelidir. Çocukların ilk akıllarına gelen “Neden?” sorusudur. Bu gerçekten içi dolu bir tanımda çocukla paylaşılması gereken bir konudur.

2-3 yaşlarındaki çocuğuma sünneti nasıl anlatmalıyım?
2-3 Yaşında, sağlıksal sebeplerden dolayı sünnetin kararlaştırıldığı veya herhangi bir uyarı olmadığı için gerçekleştiği durumlarda olası etkileri engelleyebilmek için bir psikolojik destek almak çok önemlidir. Risk içeren yaş döneminde olsa dahi doğru yönetilen süreçlerde etkilerin minimize edilebildiği ve hatta sıfırlanabildiğini gösteren takipler bulunmaktadır.
“Doktor abin/ablan pipinin ucundaki kirlenen yerleri bir pamukla temizleyecek ve iyileştirici kremler sürecek.

Sünnetle ilgili espiriler yapılması bu olayı daha kolay algılamasına sebep olur mu?
Çocuk kaç yaşında olursa olsun “kesecekler, adam olacaksın, keserim pipini” gibi yetişkinler arasında “espiri !” adı altında geçen konuşmalar yapılmamalıdır. Bu konuşmalar çocuğun durumu küçümsemesi veya gururlanmasına değil sanıldığının aksine cezalandırılacağına dair bir inanç ve korku geliştirmesine sebep olmaktadır.

“Pipin kesilecek” sözünü duyan ve bunu soran çocuğuma nasıl bir açıklama yapmalıyım?
“Evet nasıl ki tırnaklarımızı, saçlarımızı kesiyoruz ama ine uzuyor ve daha güçlü oluyor, sadece bir seferlik pipinin ucundaki deri birazcık alınacak. Doktor abi/ablanın vereceği ağrı önleyici ve iyileştirici kremlerle, aynı tırnağında, saçında hiç bir şey hissetmediğin gibi onda da çok bir acı duymayacaksın.

5 Yaşında bir çocuk için genel anestezi mi yoksa lokal anestezi mi daha uygun olur?
Ameliyat söz konusu olduğunda fiziksel ağrıdan ziyade ortama, hazırlıklara, kana dair de korku ve psikolojik ağrı oluşabilmektedir. Bu etkiler değerlendirildiğinde küçük dozda anestezinin lokal anesteziye göre daha az travmatik olacağı söylenebilir.

Hastanedeki bekleme süresinde çocuğumuz için neler yapabiliriz?
Ameliyat saati gelene kadar sünnete odaklanmak yerine aklını dağıtabilecek hikayeler anlatabilir, rahatlatıcı müzik dinletebilirsiniz. Çok sevdiği bir oyuncağını yanında götürebilirsiniz. Seviyorsa resim çizdirebilirsiniz. “Canın yanmayacak” demek yerine iğne acısını daha az hissetmemesi için teknikler öğretebilirsiniz (Derin ve doğru nefes alma gibi).

Çocuğumun sünnet ameliyatı ile ilgili sorduğu sorular karşısında ne yapmalıyım?
Hazırlıklı olduğunuz sorular karşısında doğru cevaplar verip, soruyu istediğiniz yöne çekmeye çalışın. “Canım acıyacak mı?” sorusu karşısında “İşlem öncesinde sana yapacakları iğne daha önce yaptırdığımız iğneler kadar canını yakabilir. Ama doğru nefes alıp vererek bunun acısını hafifletmeyi başarabiliriz. Ayrıca bu iğne senin sonrası için canının yanmamasını sağlayacak ağrı kesiciler de içereceği için rahat edeceksin.”
Cevabını bilmediğiniz soruları cevaplamaya çalışmayın. Doktora birlikte sorup öğrenebileceğinizi söyleyin.

Sünnet ameliyatı sonrasındaki süreçte bizi neler bekliyor?
Çocuğunuz ayıldığı zaman çok bir ağrı hissetmeyecektir. İlk idrarını yapma anına kadar bu rahatlığı devam edecektir. İlk idrar damlasında yakarlığı hissetmesiyle tuvalete gitmekten kaçınabilir. Yine nefes tekniğini uygulatabilirsiniz. Korkusu çok fazla ise bir korku merdiveni oluşturup en kolay yapabileceği basamaktan başlayabilirsiniz. Babasının, arkadaşlarının sünnet anılarını dinlemek rahatlatıcı olabilir. Sünnet sonrası organını beğenmeyebilir, “beni neden sünnet ettirdiniz, sizden nefret ediyorum” tepkileri çok olağan ve normaldir. Duygularını ifade etmesi engellenmemelidir. Sünnet i.in dini açıklamalardan ziyade sağlık için gerekliğine yönelik açıklamalar yapabilirsiniz. Tüm erkeklerin ve sınıftaki tüm arkadaşlarının sünnet olduğunu, kendini onlardan biri gibi hissedebileceğini söyleyebilirsiniz.
Penisin iyileşme dönemlerini gösteren birkaç fotoğrafla şuan bir kızarıklık olduğunu ama aynı elindeki yara gibi penisinde kremlerini sürüp iyileşmesiyle hiçbir acı hissetmeyeceğini anlatabilirsiniz.
Hastane sürecinde yaşadıklarına dair bir travma, korku veya benlik algısına dair bir sorun gözlemlemeniz durumunda bir çocuk psikoloğundan yardım alın.

zeka testi, wisc-4 mayıspsikoloji1

Zekâ Testi Nedir, Ne zaman ve Kimler Tarafından Uygulanabilmektedir?

Zeka Testi Nedir?
Wisc-4, Türkiye’de uygulanan en kapsamlı, güvenilir ve geçerli zeka testi olarak kabul edilmektedir.
Ortalama zeka puanı 100 olarak kabul edilip 130’un üzeri üstün zeka, 70’in altı geri zeka olarak sınıflandırılır. Zekâ Testleri IQ Puanın ve zeka sınıflandırmasının yanında zeka işleyişine dair pek çok objektif ve gözleme dayalı bilgiyi bize sunar. Zeka testleri sayesinde zihin işleyişi bilimsel değerlerle ölçülebilmektedir. Bu ölçüm bazen psikoterapiye hız kazandırmak bazen de zeka seviyesine uygun yönlendirme sağlanabilmek için kullanılır.

Zekâ Testlerine Neden İhtiyaç Duyulur?
Kapsamlı bir Zekâ Testi ile sadece çocuğun zeka aralığını ölçmekle kalmaz bilişsel alanın işleyişine ve bu işleyişten ortaya çıkabilecek sorunlara dair fikir sahibi de olabiliyoruz. Çocuğumuzda şüphelendiğimiz Dikkat Eksikliği, Öğrenme Güçlükleri, Planlama, Dürtüsellik, Zaman Baskısı altında çalışabilme kapasitesine dair birçok objektif bilgiye ulaşabilmekteyiz. Bunun yanında; Kısa Süreli, Uzun Süreli Hafıza, Dikkat, Sözel Beceriler, Görsel Mekansal Beceriler gibi temel değerlendirme alanları bulunmaktadır. Sözel Kavrama, Algısal Akıl Yürütme, Çalışma Belleği, İşlemleme Hızı gibi birçok bilgiye ulaşarak çocuğun güçlü ve zayıf yanlarına dair potansiyelini ortaya koyan kapsamlı bir zihin haritası ortaya koyabiliyoruz.

Çocuğuma Ne Zaman Zekâ Testi Uygulatmalıyım?
İlkokula başlanmasıyla çocuğun yedi yaşına kadar fark edilememiş veya göz ardı edilmiş akademik ve davranışsal zorlanmaları gün yüzüne çıkar. Çocuğun elinde olmayan, kendiliğinden düzelemeyecek zorlanmaları baş gösterir. Uygulanan zeka testinin ardından ailenin bilinçlenmesi, çocuğa özel psikoeğitim ve bazı durum ve seviyelerde ilaç kullanımı ile
Tedavi sağlanabilmektedir. Çocukta görünen Davranım Bozukluğu, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite, Özgül Öğrenme Güçlükleri, Akademik Zorlanma, Sosyal-Duygusal Problemler, Sınav ve Performans Kaygısı gibi birçok sorunun kaynağının araştırılması için zeka testi tanı ve tedavi öncesi bir tetkik olarak kullanılmaktadır.

WISC-R ile WISC-IV arasında ne gibi Farklar Vardır?
1974 yıllarında geliştirilmiş olan Wisc-r Zekâ Testi, eskimiş norm tablolarına rağmen daha düne (Eylül/2016) kadar Türkiye’de kullanılabilen en geçerli zekâ testi olma özelliğini korumaktaydı. Günümüze uygun olmayan norm tabloları sebebiyle çocukları akran skalasında bir yere koyarken şişirilmiş zekâ puanları yaratmaktaydı.
2013 yılında Wisc-4 Zekâ Testinin Türkiye için geçerlilik ve güvenirlilik çalışmalarının tamamlanmasıyla eğitim ve sertifikasyon çalışmaları başlamıştı. Ön görülenden daha uzun süren çalışmalar nedeniyle 2016 Eylül ayından itibaren yasal olarak uygulanmaya, puanlanmaya ve yorumlanmaya başlanabilmiştir. Bu sayede zeka değerlendirmesinin daha güvenilir ve objektif olması söz konusu olmuştur.

Zekâ Testleri / Wisc-4 Kimler Tarafından Uygulanabilir?
Wisc-4, sadece Türk Psikologlar Derneği tarafından eğitimlerini tamamlamış psikologlar tarafından uygulanmaktadır. Uygulanan zeka testi ardından aile ve uzman raporları olmak üzere iki farklı rapor hazırlanmaktadır. Düzenlenen Aile raporunda çocuğun zeka puanının aile ile paylaşılması gereksiz olduğu kadar etik de değildir. Aileye çocuğun normal, parlak, üstün gibi hangi zekâ grubunda yer aldığı ve bilişsel kapasitesine, güçlü ve zayıf yönlerine dair detaylı açıklamalar barındıran bir rapor verilmektedir. Çocuğun takibinde yönlendirme yapan veya bundan sonraki süreçte devreye girecek olan psikiyatrist veya okul rehber öğretmenleri için uzman raporu hazırlanır. Hazırlanan iki raporda da uygulayıcının yetkinliğini ortaya koyan sertifika numarası yer almalıdır.

Wisc-4’ün uygulama izinleri çıktığı andan itibaren Mayıs Psikoloji Merkezi’nde uygulanmaya başlamıştır.

Diğer tüm sorularınız ve test randevusu almak için;
05327050100 nolu telefon dan bize ulaşabilirsiniz.

Sosyal fobi; kişinin, tanımadıklarının çoğunluğu oluşturduğu ortamlardan duyduğu rahatsızlık ve kaçınma isteği ile birleşen kaygı durumudur.

Sosyal Fobi Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir?

Sosyal Fobi Nedir?

Sosyal fobi; kişinin, tanımadıklarının çoğunluğu oluşturduğu ortamlardan duyduğu rahatsızlık ve kaçınma isteği ile birleşen kaygı durumudur. Duyulan bu rahatsızlığa heyecan, el titremesi, yüz kızarması,  tüm gözlerin onda olduğu ve eleştirileceği, mahcup olacağı düşünceleri eşlik eder. Sosyal fobisi olan bir kişi sosyal ortamlara girmekten kaçınır. Girmek zorunda kaldığı durumlarda ise kendini olabildiğince gizlemeye çalışır. Örneğin; sosyal fobisi olan bir kişi katıldığı bir davete asla yalnız gitmez. Davette dikkatleri üzerine çekmeyecek şekilde kılık, kıyafet seçimine dikkat eder. Her hangi bir konuda fikir ortaya atmaz ve yanında biri yokken içki masasına dair yürüyemez. Yaşadığı utanma ve çekinme duygularının grup tarafından algılanabileceğinden korkar. Sosyal fobisi olan bir kişi bununla başa çıkmak ve gizleyebilmek için çevresini iyi organize etmeyi öğrenir ve sosyal fobisini kimsenin gözüne batmayacak bir duruma taşıyabilir.

Sosyal Fobi’nin Altında Yatan Nedenler?

Klinik pratikte sosyal fobinin erken çocukluk deneyimleri ile bağlantılı olduğunu görmekteyiz. Bunun yanında kişinin ebeveynlerinden aldığı şemalar, sunulan fırsatlar ve kişilik özellikleri de belirleyici olmaktadır. Mükemmeliyetçi ve kontrolcü kişilik yapıları sosyal çekingenlik ve sosyal fobilere neden olabiliyor.

Sosyal Fobi Nelere Sebep Olur?

Sosyal fobi müdahale edilmediği durumlarda kişi giderek kendi kabuğuna çekilir veya istenmeyen, zorunlu bağımlılıklarla bu zorluğu aşmaya çalışır. Kişinin özel, okul ve iş hayatının etkilendiği durumlarda yaşam kalitesi düşer, kendini gerçekleştirmekte zorlanır ve akabinde düşük benlik algısı ve depresyon gibi sorunlarla karşı karşıya kalabilir.

 

Sosyal Fobi Nasıl Yenilir?

Toplumda kadından beklenen evinde oturmak, eşi ve çocukları ile ilgilenmek, söz almamak, fikir üretmemek gibi normlar varken sosyal fobi vakalarının tamamı karşımıza çıkmaz. Bu nedenle toplumda görülme sıklığı için verilen yüzdelik %2-13 arasındadır. Tüm bu sebeplerden dolayı, bunu bir sorun olarak algılayan ve tedavi için yol arayan kişi sayısı da düşünülenden azdır. Sosyal fobiyi yenme yolundaki ilk adım bunu kabullenmek ve sorun olarak görmek olmalıdır.

Sosyal Fobi Nasıl Tedavi Edilir?

Sosyal fobi rahatsızlığı ile başvuruda bulunan kişinin genel değerlendirmesi ile bir durum tespiti yapılır. Tedavi planlanırken, psikoterapi öncelikli müdahale yöntemi olarak düşünülüp, gerekli durumlarda farmakolojik yöntem desteğine başvurulabilir. Tedavide erken çocukluk yıllarını, anne-baba ile olan ilişkilerini kapsayan detaylı öykü alma ilk aşamadır. Sosyal fobinin ne zaman şekillendiğine inmek önemlidir. Sosyal fobiye sebep olmuş yaşam olaylarının ve faktörlerin tespit edilmesi terapi planlanmadan önceki aşamadır. Tedavi sürecinde kişinin olumsuz, travmatik deneyimlerinin ve yanlış, çarpıtılmış bilişlerinin, inançlarının aşılarak sosyal fobinin kaybolması hedeflenir.

Mayıs Psikoloji Ekibi

 

 

Uçak Korkusu, Uçak Fobisi ve Tedavisi

Uçak Korkusunu Yenmek

Uçak Korkusu Nedir? Korku mu, Fobi mi?
Uçağa binme ve havada kalma fikri çoğu kişi için heyecan uyandırıp kaygı veren duyguları beraberinde getirebilir. Korku ve endişe gibi duygular değerlendirilirken hayatımızı etkileme şekline göre bir derecelendirme alırlar. Yani asansör, uçak gibi yaşam kalitemizi artıracak araçları korkularımızdan dolayı kullanamıyorsak bu fobiye dönüşmüş bir korkuyu bize gösterir. Korku, bizim kendimizi savunmak için geliştirdiğimiz doğal ve içgüdüsel bir duygudur. Bu nedenle psikoterapide fobilerle çalışılırken korku duyulan nesneye karşı tamamen duyarsızlaşma hedeflenmez. Hedefte olan gelişimse, korku duyulan ve kaçınma davranışı geliştirilen nesne veya durumla yüzleşebilme ve yüzleşme anında başa çıkabilme becerilerinin devreye girmesidir. Bu bağlamda psikoterapinin amacı kişinin günlük yaşamının kalitesini ve uyum gücünü artırmaktır.
Uçak Korkusunun Sebepleri Nelerdir?
Tüm fobiler gibi Uçak Fobisi de sembolik düzeyde korkulardır. Uçak korkusuna sebep olabilen nedenler ancak kişinin kendi terapi sürecinde tam olarak ortaya çıkmaktadır. Kişinin yaşadığı olumsuz bir deneyim olmasa da uçak korkusu gelişebilir. Kişinin, başkalarının deneyimlerinden öğrenmesi, uçaktaki havada, kapalı ve kontrolün kendisinde olmadığı durumu başka bir yaşanmışlığa benzetmesi veya uçakla ilgili akla gelebilecek herhangi bir beden duyumu, his veya algıyı çocukluğunda yaşantıladığı bir başka korku ile birleştirmesi gibi sebepler böyle bir korku geliştirmiş olabilir.
Uçak Fobisini olan Kişilerin Deneyimledikleri Vücut Tepkileri
Uçak fobisi olan bir kişi uçağa sakinleştirici farmakolojik bir destekle binemediği gibi uçağa binme düşüncesinin aklına gelmesiyle birlikte bedensel tepkiler vermeye başlar. Bu kişinin duygu olarak hissettiği yoğun bir korku vardır. Kişi; nabız artışı, göğüs sıkışması, ellerde terleme, titreme, nefes almakta zorlanma ve ateş basması gibi fiziksel tepkiler hisseder. Bu belirtilerle birlikte uçağa binme düşüncesi karşısında karşı koymakta zorlandığı yoğun bir kaçınma hissi yaşar. Uçak korkusunu yoğun olarak yaşayan bir grup kişi çeşitli psikolojik ve fiziksel zorlukla birlikte uçağa binebilir. Ancak uçağa bineceği tarih belli olduğu andan itibaren eziyet veren bu duygu ve bedensel tepkileri yaşayıp uçuş sonlanana kadar gerginliği deneyimleyen kişi yine yaşam kalitesini artırabilmek adına psikoterapiye başvurup sorunun tamamen çözümünü arzulayabilir.
Uçak Korkusu Nasıl Yenilir?
Vücudumuzun yaşadığı zor deneyimler karşısında kendini iyileştirme yöntemleri vardır. Kişinin kontrole alamadığı, kendisini sakinleştiremediği ve başa çıkmakta zorlandığı durumlar, kendi içinde bastırdığı, çözümleyemediği durumlara işaret eder. Yaşadığımız olumsuz deneyimleri her zaman bilinç düzeyinde algılamayız. Ruhsal aygıtımız bize zarar veren, çözümleyemediğimiz meseleleri zaman zaman dolaylı ve şifreli bir dille anlatır. Fobiler bu şifreli dile en güzel örneklerdir. Dolaylı dili kullanan ruhsal aygıtımızın amacı gerçek durumla yüzleşmeye hazır olmayan benliğimize zarar gelmesini engellemektir. Psikoterapi ile birlikte benliğin güçlenmesi sağlanarak gerçek sorunla yüzleşme ve tedavi sağlanır.
Uçak Korkusunun Tedavisi
Bir çok ekol ve terapi yaklaşımı Uçak Korkusunun tedavisinde kullanılabilir. Ancak EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma) Tekniği ve Bilişsel Davranışçı Terapi tedavi için en hızlı ve kalıcı sonuç veren terapi teknikleridir. Tedavi edilmek istenen asıl sorunun yanında, terapi süreci kişinin kendisine dair keyifli ve heyecanlı bir süreci ve farkındalığı başlatmış olur.

Uzm. Psikolog Duygu KARAKULAK TAKVİM

Dil ve Konuşma Bozuklukları

Dil ve Konuşma Bozuklukları

3 yaşında ya da daha küçük bir çocuğunuz var mı? Çocuğunuz sizin konuşmalarınızı (çıkardığınız sesleri) dinlemiyor gibi mi görünüyor? Çocuğunuz çok ağlıyor ve öfke krizi mi geçiriyor? Çocuğunuzda dil ve konuşma bozukluğu olabilir.
2.5 yaşındaki oğlum hiç konuşmazdı. Adıyla seslendiğimde cevap vermezdi. Kitabın sayfalarını çevirir ama ona kitabı okuduğum zaman dikkatini vermezdi. Bir şey istediğinde gösterirdi; fakat isterken hiç kelime kullanmazdı. Yapmasını istediğim bir şeyi hiç yapmazdı. Onu anlamadığım zaman çok tepki gösterirdi. Bu normal mi? Acaba algılayabilmesi için biraz daha zamana mı ihtiyacı var?
Çocuğunuzun iletişim probleminin kendi kendine zamanla geçmesini bekleyip ümit etmeyin. Erken dil ve konuşma problemleri ilerleyen yıllarda okuma, yazma ve öğrenme sorunlarına yol açabilir. Dil ve konuşma bozuklukları sosyal becerilerinin gelişmesine de engel olabilir. Erken teşhis, erken tedavi demektir. Ne kadar erken zamanda destek alınırsa çocuğunuzun gelişimi o kadar iyi yönde ilerler.
Dil ve konuşma terapistleri bütün yaş grubundaki çocuklara dil bozukluklarında, konuşma ve ses çıkarmadaki sorunlarda, akıcı konuşma bozukluklarında (kekemelik ve hızlı konuşma) ve ses bozukluklarında yardım edebilmektedir. Çocuklar dil ve konuşma bozukluklardan en az birini yaşıyorsa iletişim sorunları vardır.
Belirtileri Tanıyalım
Aşağıda çocukların yaş gruplarına göre normal dil ve konuşma gelişimi verilmiştir, çocuğunuzdaki herhangi bir konuşma, dil veya işitme bozukluğunu ya da geriliğini aşağıdaki listeyi takip ederek kontrol edebilirsiniz.
Dilin Normal Gelişimi
Bir dil ve konuşma bozukluğu konuşmayla ve/veya yazmayla ilgilidir. Dil ve konuşma bozukluğu alıcı (anlama/algılama) ve/veya ifade edici (konuşma, okuma, yazma veya işaret ederek gösterme) dil becerilerinde de ortaya çıkabilir. Normal dil gelişimi aşağıdaki örneklere çok yakındır.
-Farklı durumlar için (aç olmak, rahatsız olmak gibi) farklı ağlamalar geliştirir. (Doğum – 3 Ay)
-Ses oyunlarına başlar. “Agu”lama dönemindedir. (4 Ay – 7 Ay)
-“Agu”lama seslerine ek olarak “bababa” “mamama” gibi sesleri çıkarmaya başlar. (7 Ay – 12 Ay)
-Sadece birkaç kelime çıkarabilirler. (12 Ay – 18 Ay)
-İki kelimelik sorular sormaya başlarlar “Mama yok?” gibi. (18 Ay – 2 Yaş)
-2 ila 3 kelimelik cümleler kurmaya başlarlar. Sıfat edinimleri başlar “Büyük top” gibi. 2 yaşın sonuna doğru kelime dağarcığı 100’ün üzerindedir. (2 Yaş – 3 Yaş)
-Cümle formunda en az 3-4 kelimelik cümleler kurmaya başlarlar. (3 Yaş – 4 Yaş)
-Uzun ve detaylandırılmış cümleler kurmaya başlarlar. Cümlelerinin tamamı anlaşılırdır ve cümlelerinin gramer yapısı yetişkinlerinkine yakındır. (4 Yaş – 5 Yaş)
Konuşma Seslerinin Gelişimi
-p,b,m ve h seslerini genellikle doğru olarak çıkartır. (1 Yaş- 2 Yaş)
-k,g,f,t,d,v ve n seslerini genellikle doğru olarak çıkartır. (2 Yaş -3 Yaş)
-Konuşma ifadeleri aile üyelerine ve çocukla iletişimde olan yakınlara anlaşılır gelmektedir. (2 Yaş – 3 Yaş)

Konuşma Seslerinde Bozukluk Olan Çocuğa Yardım Etme Yolları
-Konuşma seslerini mümkün olduğunca doğru çıkarın. Çocuğun çıkardığı seslerde yanlışlık olduğunda çocuğun doğru sesi çıkarması için çocuğu zorlamayın.
-Çocuğun yanlış çıkardığı sesleri düzeltmek için ısrarcı olmayın. Önemli olan çocuğun konuşmayı sürdürmesidir.
Kekemelik Belirtileri
-Sesleri veya kelimeleri çıkarmakta büyük çaba göstermesi,
-Kelimenin ilk sesini tekrar etmesi “elma için “e-e-e-elma” demesi gibi,
-Konuşma sırasında sürekli duraklaması,
-Sesleri uzatarak çıkarması “masa” için “ma-ma-ma-masa” demesi gibi.
-(2.5 yaşından itibaren çocuklarda kekemelik gözlemlenebilmektedir.)
Kekemelikte ya da Akıcı Konuşma Bozukluğunda Çocuğa Yardım Etme Yolları
-Çocuğa konuşması için süre verin.
-Çocuk konuşurken konuşmasını bölmeyin ya da çocuğu susturmayın.
-Çocuğu, kekemeliğin ne derecede olduğunu anlamak için, dil ve konuşma terapistine götürün. (Pek çok çocuk kısa süreliğine kekeleyebilir ve belli bir zaman sonra kekemelik ortadan kalkabilir.)
Ses Bozuklukları Belirtileri
-Kısık sesli ya da hırıltılı sesle konuşması.
-Genzinden ses (nasal-sounding voice) çıkarıyormuş gibi konuşması.
Ses Bozukluğuna Yardım Etme Yolları
-Çocuğun kısık, hırıltılı ya da genizden gelen sesleri için mutlaka KBB doktoruna götürün.
-Çocuğun bağırmasına ya da çığlık atmasına izin vermeyin.
-Çocuğu sigaradan ve sigara dumanından uzak tutun.

Dil ve Konuşma Bozuklukları Terapisti
Uzm. Psk. Nurcan KEMENT

12027562_702188013249273_2152890861312454704_n

Boşanma

Boşanma hem çocukta hem de anne ve babada, yaşanan kayıp ve değişimlerle gelen belirsiz süreçlere ve strese bağlı keder duygularına yol açar. Yetişkinlere kıyasla duygularını anlamayan ve sözel olarak ifade edemeyen çocuklar genellikle onları sağlıksız ve dolaylı yollarla dışa vururlar. Hayatında aynı anda bir çok değişiklik gözlemleyen ve deneyimleyen çocuk bir yandan bu değişikliklere uyum sağlamaya çalışırken bir yandan da içinde biriken soru işaretleri onun güvenlik duygusu için tehdit oluşturmaya başlar. Çocuğun yaşına ve boşanma gerçekleşene kadarki sürece bağlı olarak çalışılması gereken konular farklılaşmaktadır.
Terapi sürecinde genel olarak;
1-Boşanmayı anlamak
2-Boşanma ile gelen duyguları anlamak
3-Duyguları ifade edebilmek
4-Boşanmış ebeveynlerle yaşamak
5-Değişen düzene ayak uydurmak aşamalarının çocukta işlenmesini gerektirir.
Boşanma süreci çocuk için olduğu kadar, çoğu zaman anne ve baba içinde çalışılması gereken bir konudur.

Emdr ile Geçmişin Yükünden Kurtulun

EMDR Tekniği ile Geçmişin Yükünden Kurtulun

EMDR olarak bilinen Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma Tekniği, psikoterapi teknikleri arasında uluslarası platformda kabul ve rağbet gören bir teknikdir.

Teknik, nörobiyolojiye dayanarak bazı durumlarda beynimizin normal işleyişi ve işlemleme sisteminde meydana gelen engellemeyi sistematik ve yapılandırılmış olarak yeniden işlemleme olarak anlatılabilir.

 

Beynimiz yaşadığımız olayları işlemleyerek kaydedecek bir mekanizmaya sahiptir. Ancak yaşanan travmatik olaylar bu doğal işlemleme sistemini sekteye uğratır ve duygu yüklü travmatik deneyimler işlemlenemeden nötr ve olumlu olayların tersine, beynimizde işlenemez ve işlenmeyen anılar adaptif olmayan şekilde depolanır.

 

EMDR terapisi ile sağ hemisferde işlenmeden veya adaptif olarak işlenmeden duran bilgileri çift yönlü uyaran kullanılarak beynin uykunun rem evresinde yaptığı işlemi terapi sırasında sistematikleştirmiş oluyoruz. Çift yönlü uyaran ile sağ hemisferde takılı kalan bilgi sağ ve sol hemisfere akış sağlayarak işlenmeye başlar. O anı ile birlikte depolanmış duygu, duyum, görüntü, ses de işlenerek rahatlama sağlanır.

 

EMDR ile ilk anı ağlarına ulaşıp beynin işlemleyemediği veya işlevsel olmayan şekilde işlemlediği anıları yeniden işlemleyerek duygu yoğunluklarını azaltarak anıların kişide yarattıkları duygusal ve fiziksel (kronikleşen sebepsiz ağrı kaynaklı) acıyı ortadan kaldırmaktadır.

 

Sık Kullanıldığı Psikolojik Durumlar

 

Doğal Afetler (Deprem, sel, yangın), Travmatik Olaylar (Kaza, Ameliyat, Kayıp, İstismar), Savaş, Korku ve Fobiler (sebebi bilinmeyen, koru veya fobilerde), Performans Kaygısı, Sınav Kaygısı, Her türlü beden algısı bozuklukları, konuşma bozuklukları ve Kronik Ağrılar (migren, boyun, omuz ağrıları) için son derece etkili bir tekniktir.

 

EMDR Rahatsızlık Yaratan Olayı Siler Mi?

 

EMDR ile psikoterapi sürecinde işlenen anılar unutulmaz. Böyle bir şey de hedeflenmemektedir. Duygu ve düşünce yoğunluğu ile kaydedilen anıların nötrleşmesi ve geçmişte yaşanan olayların geçmiş uzaklığında hatırlanabilmesi yani canlılığını azaltması söz konusudur. EMDR geçmişte kalan anıların bugünde yarattığı rahatsızlığı siler diyebiliriz.

 

Kimlere EMDR Uygulanır?

 

Özel teknik ve yöntemleri ile çocuk, ergen ve yetişkinlere uygulanabilen EMDR farklı zaman ve olaylarda geçişteki duygu yüklü olayın etkilerini yaratabiliyor.

 

Örneğin babasının annesine kemerle şiddetine tanık olan bir çocuğun büyüdükçe yılan fobisi geliştirmesi gibi. Somut dönemde olan ve henüz dil gelişimi yeterli ölçüde tamamlanmayan çocuk yaşananları somutlaştırarak kaydetmeye çalışır.

 

Ne kadar sürer?

 

Travmalarda en hızlı sonuç veren terapi yöntemi olarak bilinir. Gün aşırı uygulamalarla danışanı 1 haftada sonuca götürebilir.

 

Etkisi kalıcı mıdır?

 

Yapılan müdahale ile amaçlanan duyarsızlaştırma sağlanır. Ancak zihnin dinamik yapısı ve çevresel faktörlerle ortaya çıkan yeni tetikleyicilerin ilk altı aylık süreçte kişiyi tedavi öncesindeki gibi olmasa da belli bir miktar etkilemesi beklenir. Bu gibi durumlar için altı ay boyunca ayda bir takipler yapılmaktadır. İlk tedavinin ardından ara takiplerle ortaya çıkan yeni bilgilerin de işlenmesi ve temizlenmesi gereklidir.

 

Uzm. Psk. Duygu KARAKULAK TAKVİM

                         EMDR Terapisti

78a011c7fdb96fd33026cc378620d755

Çocuğunuzun Sanat Çalışması için 10 Soru

Çocuğunuzun yaratıcı ve eleştirel Düşünme Becerilerini geliştirebilmek için açık uçlu sorularınızı onun sanat çalışmaları sonrasında kullanabilirsiniz.

İşte size büyük bir merakla çalışmasını gösteren çocuğunuza “İyi iş” ve “çok güzel” in yanında çalışmasını size anlatmasına yardımcı olacak 10 soru.

  • Çalışman/Resminle ilgili bana neler söyleyebilirsin?
  • Hangi materyalleri kullandın?
  • Bu fikre nasıl ulaştın?
  • Bunu yapmaya nasıl karar verdin?
  • Çalışmanda/Resminde en sevdiğin bölüm neresi?
  • Bu çalışmaya/resme ne isim verirsin?
  • Bu çalışman/resmin bir hikayesi olsa o hikaye neyi anlatırdı?
  • Bu çalışmayı tekrarlayacak olsan değiştirmek istediğin bir yer olur muydu?
  • Bu renkler ne anlatıyor?
  • Daha fazla zamanın ve malzemen olsa bu çalışmaya neler eklerdin?
ec4c00bc47b27871f998d2f89d75a8a7

Çocuk ve Yaratıcılık

“Ağaçlar pembe olmaz”

“Bu etekle bu çorap giyilmez”

“Lego dan telefon yapılmaz”

Gibi cümleler çocuğunuzun yaratıcılığını törpülediğiniz anlamına gelmektedir. Bu gibi kalıp yargılarla çocuğunuzun üretken düşünce biçimini kısıtlamayın.

Hayal gücü ve yaratıcılık saçmalıklarla beslenip gelişir ve güçlenir.

Yaratıcı Düşünme Neden Önemlidir?

Yaratıcı düşünme becerileri çocuğun doğuştan getirdiği motivasyonun devam etmesini sağlarken, hayatı öğrenmesini kolaylaştırır. Girdiği ortamlarda sıradan olmayan fikirler sunarak fark yaratmasını sağlar. Yaratıcılık bir tek sanatsal meslek gruplarında değil tüm mesleklerde olduğu gibi hayatın içindeki sorunları çözmede ve hayatı yaşanası kılmada yararlı bir kaynaktır.

Bazılarımız doğuştan getirdiğimiz ilgi ve yeteneklerle diğerlerine göre daha yaratıcıyız. Bu gerçek karşısında yaratıcılığın geliştirilebilir olduğu da unutulmamalıdır.

Bir yetişkinin gözetiminde ve bazen de desteği ile çocuklara yeni deneyimler yaşayacak ve fikirler üretebilecek fırsatlar verilmelidir.

Çocuğuma Yardımcı Olmak için Ne Yapabilirim?

  1. Açık Uçlu Sorular Sorun

Çocuğunuzla yaptığınız konuşmalarda “evet” ve “hayır” dan daha fazlasını alacağınız açık uçlu sorular sorun. Örneğin; “Bunun nasıl yapabiliriz?”, “Eğer yanlış bağlarsam ne olabilir?” “Bu yemeği hazırlarken başka neler ekleyebiliriz?” “Bir sonraki aşamada ne yapmalıyız?”

 

  1. Seçenekler Sunun

Çocuğunuza bağımsız olması ve kendi kararlarını alabilmesi için yardımcı olun. Önereceğiniz seçeneklerin hepsinin çocuğunuz tarafından seçilme ve uygulanma ihtimali olduğunu bilerek, sonucundan rahatsız olmayacağınız seçenekler sunun.

 

 

  1. İcat Edin

Bir atık malzeme kutusu yaparak bu kutuya bir isim verin. Örneğin; “ıvır zıvır kutusu, sihirbazın şapkasının içindekiler kutusu” gibi. Bu kutuyu kullanarak buradaki bir şeyleri başka şeylere dönüştürme etkinliği yapın.

 

  1. Drama Yapın

Drama ve imajinasyonun kullanılabileceği oyunlar oynayın. Çocuğunuz sevdiği bir hayvanı canlandırırken o canlandırmaya bir duygu ekletin. Örneğin; mutlu kedi, korkmuş kaplan, üzgün maymun gibi.

 

  1. Yanlışlarını Kabul Edin

Hataları başarısızlık olarak değerlendirmek yerine doğruya ulaşmak için fırsatlar olarak yorumlayın.

 

  1. Müzik Yapın

Bu madde zor olabildiğince de çılgın gelebilir.  Vücudunuzu ritimler yaratmak için kullanarak, o ritimler eşliğinde dans edin.

 

  1. Şiir Okuyun

Okuma alışkanlığınızı değiştirerek okuma saatleriniz arasına ,şiirler karıştırın. Başlangıçta okumak için seçtiğiniz şiirlerin çocuk şiiri olmasına dikkat ederek her kıta arasında “Şair ne anlatmak istiyor?”, “Burada neyden bahsediyor?” gibi sorular sorun.

 

  1. Daha çok Çizin

Çizim çocuğun duygularını aktardığı yollardan biridir. Yaptığı çizimleri size anlatmasını isteyerek her resme bir hikâye oluşturabileceği şeklinde teşviklerde bulunun. Çizdiği resmin öncesi veya sonrası hikâyesinde gizli olabilir.

 

  1. Bilgisini Artırın

Çocuğunuzun ilgilerini geliştirmek için destekleyici olun. Yeni kitaplar bakın, online araştırmalar yapıp bilgi toplayın.

 

  1. Yargılamaktan ve Yönlendirmekten Kaçının

Çocuğunuzun davranışları üzerine yargılayıcı olmak veya onun yağtığı bir şeyi yönlendirmeye çalışmak çocuğunuza “sen bu işi yapamıyorsun, bak bu böyle yapılır” mesajını verir. Bu da onun denemeye, üretmeye ve yaratmaya yönelik cesaretini kırar.

Uzman Psikolog Duygu KARAKULAK TAKVİM

familypic

Ailenizi Besleyin

Ailenin Temel Gereksinimleri Nelerdir? Değerli olma duygusu Güven ortamı Yakınlık ve dayanışma duygusu Sorumluluk …

aile terapisi

Ailenin Kaldırma Kuvveti

Birbirine güçlü duygu, ilişki ve gerçekliklerle bağlı en küçük insan topluluğunu ‘Aile’ olarak tanımlayabiliriz. …

hipnoterapi-mayıspsikoloji

Hipnoterapi Nedir, Ne Değildir?

  Hipnoz, dikkatin yoğunlaştığı ve telkin alma yeteneğinin arttığı, uyku ile uyanıklık arası bir bilinç …