SSS

Terapistle karşılaştığım ilk seanstan ne beklemeliyim?

İlk seansta psikoterapistiniz sizden aldığı detaylı anamnez ile tanı ve tedaviye dair bir plan oluşturmaktadır. Bu plan karşılıklı varılan bir görüşme sıklığı kararı ile sonraki süreci belirler. İlk seansta psikoterapi ve terapistinizin uzmanlık ve uygulamayı düşündüğü tekniklere dair tüm sorularınızı sorup, cevap bulabileceğiniz şekilde yapılandırılır.

Neden merkezinizi seçmeliyim?
Çalışacağınız ve size yardım sunabilecek doğru terapisti seçmek psikoterapinin akışını değiştiren ve tedavi için önemli bir adımdır. Bu nedenle merkezimizde bazı durumlarda ön görüşmeler koordinatör psikologlarımız tarafından yapılarak sorun ve danışan için en uygun yönlendirme uygulamasına gidilir.

Merkezimiz farklı uzmanlık ve yaş grupları ile çalışan terapistleri bünyesinde barındırmaktadır. Siz 2. Görüşmeye geldiğiniz zaman ilk görüşme not ve değerlendirmeleri sonucunda terapistiniz yol haritası ile karşınıza çıkar.

Terapiye getirirken çocuğuma ne söylemeliyim?
Aileler genellikle terapiye başlanacağını çocuklarına söylerken rahatsız hisseder ve alabilecekleri tepkilerden kaygılanırlar. Terapiye gidileceğinin söylenmesi ise çocuğun buna tepki verip reddedeceğini düşünürler. Çocuklar belirsiz ve net olmayan durumlara karşı savunmaya geçerler, çocuğunuza karşı dürüst ve açık olmanın yararı bu süreç içinde önemlidir. İlk görüşme için aldığınız randevu ile birlikte asistanımız yardımcı açıklamaları sizle paylaşmaktan mutlu olacaktır.

Seanslar ve psikoterapi ne kadar sürer?
Seanslar 50 dakikalik zaman dilimleri için haftada bir görüşme şeklinde planlanmaktadır. Bazı özel ve hızlandırılma gereken durumlarda haftada iki kez olabilmektedir. Sonlandırma seanslarında iki haftada bir ve aylık takiplere geçilmektedir.
Terapi süresi probleme ve danışanın ihtiyacına bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Terapiyi yürütecek uzmanımız öngördüğü tedavi planı, kullanılacak teknik ve bunun için gerekli seans sıklığını danışan ve aile ile paylaşarak, takip edilebilir olanda uzlaşılarak süreç başlatılır.

Bireysel Terapi Nedir?

Bireysel danışmanlık hizmetinde kişinin kendini tanıması, sorunlarını tanımlaması, yaşadığı duygusal zorlanmaların üzerinden kararlar alabilmesi, kendi zayıf ve güçlü yanlarını fark edebilmesi amaçlanmaktadır. Zayıf ve güçlü yanlarına karşı farkındalık kazanan kişi ile çıkılan yolculukta güçlü v yanlarından tutarak zayıf yanlarının güçlendirilmesi hedefler arasındadır.

Danışan ve terapist arasında kurulan ilişki ile danışan için iyileştirici bir işbirliği ortamı sağlanır. Bu ilişkide danışanın sürece etkin katılımı ve çabalaması tedavi için oldukça önemlidir. Başlatılan bu psikoterapötik süreçte danışan çalışılan ve ele alınan konulara karşı duyarlılığı ve tedirginliğinden tedaviye direnç geliştirebilmektedir. Bunu bilinçli bir şekilde yapmayan danışanın terapi saatine geç kalmaları, randevu iptalleri, psikoterapinin işe yaramadığı veya çok iyi hissettiği gibi ifade ve davranışlardan anlamak mümkün olabilir.

EMDR nedir?

EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme)

EMDR tekniği özellikle yaşamı tehdit eden fiziksel ve psikolojik şiddet, tecavüz, taciz, kayıp, doğal afetler ve savaş gibi tarvmatik deneyimlere maruz kalmış kişilerle yapılan çalışmalarda etkinliği kanıtlanmış ve psikoloji/psikiyatri alanında saygınlığı olan birçok kurum tarafından ilk müdahale tekniği olarak gösterilmektedir.

Bunun yanında performans kaygısıi sınav kaygısı, panik bozukluklar, fobiler, migren ağrısı dahil her türlü kronik ağrı ve anoreksiya gibi beden algısına dair bozuklukların tedavisinde kullanılabilen bir tedavi tekniğidir.

En Yaygın Konuşma ve Dil Bozuklukları Nelerdir?

1.Gecikmiş Dil ve Konuşma Bozuklukları: Otizm, dudak damak yarıklığı, zihin engeli, işitme engeli, öğrenme güçlüğü, disleksi ve nedeni bilinmeyen, olumsuz çevre koşulları gibi sebeplerden ötürü çocuğun alıcı ve ifade edici dil becerilerinin yaşından beklenen düzeyde gelişme göstermemesidir.Çocuğun konuşması yaşından beklenenden çok geri ya da konuşma gelişimi açısından beklenenden yavaşsa,o çocuğun konuşması gecikmiş konuşma olarak adlandırılır.

2.Sesletim-Sesbilgisel Bozuklukları (Artikülasyon- Fonolojik Bozukluklar: Çocuk/yetişkin konuşma seslerini, hecelerini ya da sözcükleri doğru biçimde üretemiyorsa ve bundan dolayı da dinleyici, karşısındaki kişinin ne dediğini anlamayıp daha dikkatli dinlemek zorunda kalıyorsa o çocuk/yetişkinde sesletim-sesbilgisel bozukluğu olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin;/kapı/-/tapı/; /kitap/- /kipat/

3.Akıcılık Bozuklukları Konuşma ritminin, akıcılığının ve hızının etkilendiği konuşma sorunudur. Kekemelik; konuşmanın akıcılığı ve ritminin, duraklamalar, tekrarlar, uzatmalarla ve çoğu kez bunlara eşlik eden beden hareketleriyle kesintiye uğramasıdır. Bireyin istemsiz olarak sesleri uzatması, kimi sesleri üretirken zorluk çekmesi, bir sesi heceyi, ya da sözcüğü tekrarlaması biçiminde görülebilir. Kekemelik ( tapikemi ) insanın içyapısını, özgüvenini, hayata bakışını, kendisine saygısını ve diğer insanlarla etkileşimini etkileyen bir olaydır.

Takipemi (Cluttering); konuşma hızının artması, uygun olmayan yerlerde durak yapma ve genelde konuşmadaki problemin farkında değilmiş gibi görünme durumudur.

4.Ses Bozuklukları Sesin perde, şiddet ya da kalitesi gibi özelliklerinden biri ya da birkaçı konuşanın ne söylediğinden daha fazla dikkat çekici ise ses bozukluğu olduğu düşünülür. Ses telleri üzerindeki ya da seviyesindeki organik sorunlar ya da sesin yanlış kullanımı neden olabilir. En çok rastlanan ses bozuklukları; ses kısıklığı ya da sesin tamamen kaybolmasıdır.

5.Motor Konuşma Bozuklukları Apraksi: Daha önceden yapılabilen ve beceri gerektiren hareketlerin nasıl yapıldığına dair bilgi kaybedilmiştir. Nörolojik hasara bağlı ortaya çıkar. İstemsiz hareketler sağlam kalırken, istemli ve amaçlı programlamada bozulma görülür.

Dizartri konuşma düzeneğini kontrol eden kas kontrolünde anormallik, koordinasyon bozukluğu, paralizi veya zayıflık sonucu konuşmanın  solunum, sesleme, sesletim gibi özelliklerinin etkilendiği ve dolayısıyla anlaşılabilirliğinin sınırlandığı bir konuşma üretimi bozukluğudur. Değişik sinir ve kas hastalıklarına bağlı olarak konuşma organlarında (gırtlak, dudaklar, dil, damak ve çene) açığa çıkan güçsüzlük ya da koordinasyon bozukluğu sonucunda ortaya çıkar.

6.Afazi (Söz Yitimi) Nörolojik kaynaklı dil ve konuşma sorunudur. Beynin sol yarı küresini etkileyen bir hasar sonucu ortaya çıkar. Afazik olan kişi dili anlama, biçimlendirme ve kullanmada kısmi ya da tam olarak sıkıntı yaşamaktadır. Beyindeki konuşma merkezlerinde meydana gelen hasar sonucunda konuşma, konuşulanı anlama, adlandırma, tekrarlama, okuma veya yazma gibi beceriler kısmen ya da tamamen kaybolur.

Beyin damar hastalıkları, beyin kanamaları, beyin tümörleri, kafa travması, enfeksiyon hastalıkları vb. nedenlerle oluşur.Afazisi olan kişi bir işe nereden ve nasıl başlayacağını belirlemekte, o işi yerine getirmek için gerekli basamakları oluşturmakta güçlük yaşayabilir.

 7.Psikolojik Konuşma Bozuklukları Psikolojik konuşma bozukluğu, çok yoğun bir duygusal coşkunluğa karşı gösterilen savunma türü tepkidir. Bu tür hastalarda yapısal bir yatkınlık görülmektedir. İnsan hayatında çok önemli, üzücü, kaygılandırıcı olaylar yaşanmaktadır. Bunlardan bazısıyla baş edilebilir, bazısıyla ise baş edilemeyebilir. Psikolojik tepkilerin temelinde içgüdülerin yer aldığı unutulmamalıdır. Psikolojik kökenli konuşma bozuklukları çok farklı şekilde sınıflandırılabilir.

En sık karşılanılan psikojenik kökenli konuşma bozukluğu mutizmdir. Mutizm; bireyin, yeterli konuşma gelişimi ve bilinç düzeyine rağmen konuşma ile iletişimi reddetmesidir. Hiç olmayan veya çok az olan sözlü iletişim ile normal veya normale yakın alıcı dil yetenekleri arasındaki büyük fark mutizmin en çarpıcı özelliğidir. Mutizmde ses telleri yoluyla üretilen ses tamamen yok olmaz. Bu kişi iletişimde bulunmak amacıyla isteyerek veya kendiliğinden gürültü yapabilir.

Fakat bu konuşma sesi değildir. Mutizm bireyin konuşabilme özelliğine ve yeterli bilinç seviyesinin olmasına rağmen, konuşma iletişimi için isteksizlik halidir. İletişim, tamamen bireyin isteğine bağlı kalmaktadır.

8.Rezonans Bozuklukları Ses tellerinde oluşan ses, ses teli üstündeki boşluklarda şekillenir, uygun olmayan frekanstaki sesler bu boşluklarda filtrelenirken, uygun olan seslerin şiddeti arttırılır. Burun rezonans bozuklukları iki çeşittir: Hipernazalite; konuşma sırasındaki nasal rezonansın normalden fazla olması yani kişinin rezonansının aşırı nazal olmasıdır. Örneğin: /dede/ > /nene/ Hiponazalite; burun boşluğunun rezonansa yetersiz katılmasından/ katılamamasından kaynaklanır. Kişinin nazal rezonansının yetersiz olmasıdır. Örneğin: /mama/ > /baba/

9.Yutma Bozuklukları Nörolojik hastalıklar, tümör, beyin kanaması, ameliyat ya da felç gibi nedenlerden ötürü kişinin yutma fazlarında sorun yaşamasıdır. Bu durum, yiyeceğin ağız boşluğundan mideye geçişinde gecikme, engellenme ve yanlış bir yol izleyerek nefes borusuna kaçması şeklinde ortaya çıkar. Yutma bozukluğu her yaş grubundan hastada ve sinirsel (nörojenik), mekanik, psikolojik nedenler ve kas hastalıklarına (myojenik) bağlı olarak oluşabilir.

familypic

Ailenizi Besleyin

Ailenin Temel Gereksinimleri Nelerdir? Değerli olma duygusu Güven ortamı Yakınlık ve dayanışma duygusu Sorumluluk …

aile terapisi

Ailenin Kaldırma Kuvveti

Birbirine güçlü duygu, ilişki ve gerçekliklerle bağlı en küçük insan topluluğunu ‘Aile’ olarak tanımlayabiliriz. …

hipnoterapi-mayıspsikoloji

Hipnoterapi Nedir, Ne Değildir?

  Hipnoz, dikkatin yoğunlaştığı ve telkin alma yeteneğinin arttığı, uyku ile uyanıklık arası bir bilinç …