Makaleler

aile terapisi

Ailenin Kaldırma Kuvveti

Birbirine güçlü duygu, ilişki ve gerçekliklerle bağlı en küçük insan topluluğunu ‘Aile’ olarak tanımlayabiliriz. Bir tür sosyal/duygusal güvenlik sistemidir aile. İnsanoğlu doğada yaşayan türlerden farklı olarak hayata geldiğinde hayatta kalabilecek donanım ve yeterliliğe sahip değildir ve bu beceri, özellikleri edinmesi diğer canlılara oranla çok daha fazla zaman alır. Bebekler ve çocuklar hayatta kalabilmek için ilgiye-bakıma muhtaçdır. Buradaki muhtaciyet aciziyet dahilinde ihtiyaç sahibi olma durumudur ve ihtiyaç duyulan bütün gereksinimler ilk dönemlerimiz itibariyle aile kaynağından sağlanır. Tüm öğrenme ve ilişki kurma hallerimizde ilk dönemlerimiz itibariyle aile’de şekillenecektir. Toplum, Kültür, İnanç, Kimlik, Cinsiyeti, Ahlak, Namus, Ekonomik Sınıf, Fiziksel Coğrafya, Politik yapılanma gibi çevresel sistemle tanışılan, Şevkat, Korku ,Sınır, Güven, Haz, Öfke gibi içsel benliğimizin yapısını öğrenme alanımızdır bu sistem. ( İlgili başlığa bağlı ‘‘Öğrenme, anne karnında başlar’’ isimli kısa bir konuşma ekliyorum; https://www.ted.com/talks/annie_murphy_paul_what_we_learn_before_we_re_born/transcript?language=tr )

Aile ve bu sistemde yetişen çocuk arasındaki ilişki, bilgisayar ve usb bellek arasındaki ilişkiye eşdeğerdir. Bir bilgisayar sistemine entegre edilen görece daha küçük hafızalı bir taşınabilir bellek. Bilgisayarın içeriğinde bulunan dosyaları, görselleri, müzikleri, programları, virüsleri, oyunları taşıyan mini bir bellek. Aile ile kurulan ilişki hayatımızın yetişkin dönemleri itibariyle belirleyicidir.  Aciziyet, ihtiyaç duyma, korunma ve kaynak kullanımı halleri çocukluk dönemi ardı farklı kılıflarda etkisini yitirecek ve çevre/kendimiz ile kurulan ilişki aile’den sıyrılmaya başlayacaktır. ‘İlk Aşk’ genelde unutulmaz ve ilk aşk’ı özel kılan durum ‘Savunmasızlık’ halimizle bağıntılıdır. Sonraki ilişkilerimizde benlik algımız bir önceki deformasyonu yaşamamak adına bağışıklık kazanma eğiliminde olacaktır. Tekrar acı yaşamamak. İlişki ve ilk aşk metaforu, benzetmesi aile içinde şekillenen çocukluğumuza eş değerdir ve çocukluk dönemi edindiğimiz kimi duygu,yargı,tanım ve gerçeklikler ilerleyen yetişkin yaşantımızda her nasıl bir kurulumda olursa olsun bizi köklerimizden etkileyecektir.

 

Aile ve evlilik biçimleri geçmişten günümüze dek farklılaşarak karşımıza çıkmıştır. Her toplumda farklı bir biçimde görünen ailenin değişmez birtakım özellikleri ve işlevleri vardır.
Aile, üniversal bir kurumdur. Her toplumun kendine özgü bir aile biçimi vardır. Aile üyelerinin çocukların yetişmesi ve korunması konusunda belli sorumlulukları olan grup olarak da tanımlanabilir. Ailenin belli başlı işlevleri arasında belki de en önemlisi aile üyelerinin topluma kazandırılması anlamında sosyalizasyon, (bireylerin toplumsal yaşama uyum sağlaması ve edindiği veya edineceği roller ile bu rollerin gereklerini öğrenmesi süreci olarak tanımlamakla birlikte bireylere varolan doğrular içerisinden o toplumun seçmiş olduklarını öğretme ve doğru olarak benimsetme sürecidir ) işlevidir. İkincisi, içinde yaşadığı grubun kültürel başarılarını sürdürmektir.
Ailenin zaman ve mekana bağlı olarak üstlendiği işlevlerde ortaya çıkan farklılaşmalar soyun devamlılığı veya ekonomik işleyiş dışında evrensel olan işlevleri saptamakta sorunlar vardır.
Günümüz toplumlarında ailenin işlevleri farklılaşmış veya bir kısmı tamamen ortadan kalkmıştır.

Aile ve Çift Terapisti

Psikolog Uğur Mikail GÖKSEN

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

familypic

Ailenizi Besleyin

Ailenin Temel Gereksinimleri Nelerdir? Değerli olma duygusu Güven ortamı Yakınlık ve dayanışma duygusu Sorumluluk …

aile terapisi

Ailenin Kaldırma Kuvveti

Birbirine güçlü duygu, ilişki ve gerçekliklerle bağlı en küçük insan topluluğunu ‘Aile’ olarak tanımlayabiliriz. …

hipnoterapi-mayıspsikoloji

Hipnoterapi Nedir, Ne Değildir?

  Hipnoz, dikkatin yoğunlaştığı ve telkin alma yeteneğinin arttığı, uyku ile uyanıklık arası bir bilinç …